7 Mart 2014 Cuma

Obsesiflik ile Normallik arasında ki gelgitlerim...

Bu gün buzdolabını temizlerken aklıma geldi de kaç kadın marketten eve geldiğinde poşettekileri direk dolaba koyuyor??? Kaç kadın mağazadan aldığı birşeyi direk dolabına asıyor?? Minibüse otobüse yada yol kenarındaki parka oturdunuz, eve geldiğinizde kaçınız üstünü değiştirmeden koltuğa bırakıveriyor kendini? Çok kişi dimi... Obsesiflikle normallik arasında biryerde olduğumu ve amann sende dediğinizi duyar gibiyim...

Lise bittiğinde bir kaç ay markette çalışmıştım bu sebeple içerisi nasıl depoda neler var biliyorum. Her büyük marketin önlenemez bir fare sorunu bulunur. İstedikleri kadar ilaçlasınlar vs vs vs önleyemezler. Bu sebeple şu an dolabınızda bulunan bir sürü kutunun bakliyat poşetinin üstünde gezmeleri yada kolisine dışkı veya idrarlarını bırakmış olmaları muhtemel. Hadi diyelim fare veya haşerelerin pisliklerinden korundu o kutular. Mağaza çalışanlarının( ki çok ağır şartlarda çalışıyorlar) kişisel temizliğine ne kadar önem verdiğini bilmeden günde bir sürü koli vs elledikten sonra yerleştirdiği o poşetleri kutuları direk buzdolabınıza koyduğunuzu düşünebiliyormusunuz. Bunlar sizin için normalse gelelim mağazadaki kıyafetlere...

Mağazaya gittiğimizde bir sürü kıyafet deneriz. Beğenir alırız ama bizim denediğimizi daha öncede denemiş deri hastalığı olan birinin olup olmadığını nereden biliyoruz?? Hele bikiniler. Ortasında konan o ufacık yapışkan naylonun koruyucu olduğunu düşünüyor olabilirsiniz aslında o naylonlar mikropların mayo ve bikinilere bulaşmasını engellemek için oradalar. Kadınsal hastalıkların birbirlerine bulaştırmaları en muhtemel hastalıklar olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.

Dışarıdan geldiğimizde direk koltuklara oturmaya gelelim. Düşünsenize bir bank var günde bin kişi oturuyor hele gençler en çok sevdikleri şekilde oturulan yere ayak basıp yaslanılan yere oturarak yapıyor bunu. Belki tuvalete girdi belki yollarda tüküren tiplerin tükürüklerine bastı yollardaki pislikleri yaz yaz bitmez sanıyorum. O banklar asla temizlenmeden yıllarca orada durur hele birde denize nazırsa iyi ki de durur hani. Oturup denizi izlemenin tadını nasıl çıkartmaz insan. Oturun çıkartın tadını ama eve gelip evladınızın birazdan başını koyacağı bebekse ağzını süreceği bir yere oturmayın. 

Bunlardan kim ölmüş diyeceksiniz. Mikropta lazım diyenlerinizi duyar gibiyim. Mikrop elbette lazım ve biz zaten her gün mikroplarla içiçeyiz. Ve bunları ayrıca almamız ne kadar gerekli. Düzen elbet bozulmaz çok kişi devam edecek hayatına ama içimden bunları yazmak geldi yazdım. Belki benimde size ters gelen bir çok şeyi yaptığım oluyordur. Ama deneyimler paylaşılmak içindir ya hani paylaşayım dedim...

6 yorum:

  1. Yazdıklarınıza aynen katılıyorum. Otobüsten indikten sonra mutlaka ellerimi ıslak mendille silerim. Genel tuvaletlere girmemeye çalışıyorum . Girecek olursam asla kapı kollarını tutmam.Yürüyen merdivenlerden çıkarken elimi kenara koymam. vs . vs . Tüm aile fertleri ve yakın dostlarımdan bu hareketlerimden dolayı eleştiri alsam da asla bunlardan vazgeçemiyorum. Yazınızda belirttiğiniz herşeyi de yapıyorum. Paylaştığınız için teşekkürler, sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) ben teşekkür ederim yorum için...

      Sil
  2. dıkkatımızı çekmeyen ustunde durmadığımız ne kadar cok sey varmış
    ben tsk ederım tum bu bılgıler ıcın sevgılerımle

    YanıtlaSil
  3. evet canım haklısın...bende senin yazdıklarına hep dikkat ederim...ama bazen yıkamadan da giymişim dir kıyafetleri...ne çok takmak nede çok takmamamk lazım arası ince bir çizgi yazını okuyunca bile bir irkildim yani:))))sevgiler

    YanıtlaSil
  4. Aynen katılıyorum. Dolmuşa binip günde yüzlerce kişinin tuttuğu demirleri elleyip eve gelip direkt sofraya oturanlar biliyorum. Biz ailecek dışardan geldiğimizde kırklanırız kıyafetleri mutlaka değişiriz :) Genel tuvalette el yıkamak durumunda kalındığında musluğu peçeteyle kapamak lazım, kirli elle tutulan açma kolunda mikroplar aynen ele bulaşır çünkü. Hiç yıkamasan daha iyi . Mesela ünlü bir iç giyim markasının imalat atölyesinde çalışan biri, o sütyenlerin nerelerde süründüğünü kaç elden geçtiğini bilseydiniz 3-5 kere yıkamadan teninize sürmezdiniz demişti.Bunun gibi yüzlerce örnek var ama etrafa çok çaktırmıyoruz, takıntılı algısı oluşuyor ;)

    YanıtlaSil
  5. kesinlikle katılıyorum obsesifliğimizden değil olması gereken bu ama herkes anormal olduğunu düşünüyor, farkındalık yarattığınız için teşekkürler

    YanıtlaSil

Yorum blogcuyu hep mutlu eder. Beni mutlu ettiğiniz için şimdiden teşekkürler...