Ben Bunlara Karşıyım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ben Bunlara Karşıyım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mart 2014 Cuma

Obsesiflik ile Normallik arasında ki gelgitlerim...

Bu gün buzdolabını temizlerken aklıma geldi de kaç kadın marketten eve geldiğinde poşettekileri direk dolaba koyuyor??? Kaç kadın mağazadan aldığı birşeyi direk dolabına asıyor?? Minibüse otobüse yada yol kenarındaki parka oturdunuz, eve geldiğinizde kaçınız üstünü değiştirmeden koltuğa bırakıveriyor kendini? Çok kişi dimi... Obsesiflikle normallik arasında biryerde olduğumu ve amann sende dediğinizi duyar gibiyim...

Lise bittiğinde bir kaç ay markette çalışmıştım bu sebeple içerisi nasıl depoda neler var biliyorum. Her büyük marketin önlenemez bir fare sorunu bulunur. İstedikleri kadar ilaçlasınlar vs vs vs önleyemezler. Bu sebeple şu an dolabınızda bulunan bir sürü kutunun bakliyat poşetinin üstünde gezmeleri yada kolisine dışkı veya idrarlarını bırakmış olmaları muhtemel. Hadi diyelim fare veya haşerelerin pisliklerinden korundu o kutular. Mağaza çalışanlarının( ki çok ağır şartlarda çalışıyorlar) kişisel temizliğine ne kadar önem verdiğini bilmeden günde bir sürü koli vs elledikten sonra yerleştirdiği o poşetleri kutuları direk buzdolabınıza koyduğunuzu düşünebiliyormusunuz. Bunlar sizin için normalse gelelim mağazadaki kıyafetlere...

Mağazaya gittiğimizde bir sürü kıyafet deneriz. Beğenir alırız ama bizim denediğimizi daha öncede denemiş deri hastalığı olan birinin olup olmadığını nereden biliyoruz?? Hele bikiniler. Ortasında konan o ufacık yapışkan naylonun koruyucu olduğunu düşünüyor olabilirsiniz aslında o naylonlar mikropların mayo ve bikinilere bulaşmasını engellemek için oradalar. Kadınsal hastalıkların birbirlerine bulaştırmaları en muhtemel hastalıklar olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.

Dışarıdan geldiğimizde direk koltuklara oturmaya gelelim. Düşünsenize bir bank var günde bin kişi oturuyor hele gençler en çok sevdikleri şekilde oturulan yere ayak basıp yaslanılan yere oturarak yapıyor bunu. Belki tuvalete girdi belki yollarda tüküren tiplerin tükürüklerine bastı yollardaki pislikleri yaz yaz bitmez sanıyorum. O banklar asla temizlenmeden yıllarca orada durur hele birde denize nazırsa iyi ki de durur hani. Oturup denizi izlemenin tadını nasıl çıkartmaz insan. Oturun çıkartın tadını ama eve gelip evladınızın birazdan başını koyacağı bebekse ağzını süreceği bir yere oturmayın. 

Bunlardan kim ölmüş diyeceksiniz. Mikropta lazım diyenlerinizi duyar gibiyim. Mikrop elbette lazım ve biz zaten her gün mikroplarla içiçeyiz. Ve bunları ayrıca almamız ne kadar gerekli. Düzen elbet bozulmaz çok kişi devam edecek hayatına ama içimden bunları yazmak geldi yazdım. Belki benimde size ters gelen bir çok şeyi yaptığım oluyordur. Ama deneyimler paylaşılmak içindir ya hani paylaşayım dedim...

2 Mart 2011 Çarşamba

Oyuncak Olduk Birilerinin Elinde Yeter!!!

  Ne guzel bir ulke olduk biz birilerinin moralimi bozuldu hemennn bir sikayet kapatilsin siteler. Insanlarin ozgurluklerine dokununca baslarina gelenleri gormuyorlar herhalde. Ders almak diye birsey yok nasilsa bu halk sessiz herseyine dokunuruz bir iki imza toplar internette bir kac kelam ederler susarlar. Biz Atalarimiza yakismayan bir nesiliz. Bizim basimizi kimse egemez istemedigimizi kimse bize yaptiramazdi ama biz yetisirken bize ne yedirdiler de boyle olduk acaba. Sessiz, umarsiz, aman bana dokunmayan bin yil yasasin havasinda. Kim gozumuzu bu kadar korkuttu ki bas kaldirma bu kadar agir bir yuk oldu. Klavyesorluk disinda yaptigimiz tek sey oturmak beklemek. Ne kadar alismisiz hazira konmaya. Bir blog kapandi nerelere getirdin olayi diyenler var su an biliyorum. Bizim ozgurlugumuze bu kadar rahat dokunuyorlar ise gecmisi de vardir bunun. Oyle degerlere dokundular sesimizi cikartmadik ki artik agzimizdan lokmamizi alsalar susacagiz biliyorlar.

  Ben her turlu girerim bloguma dert degil girmek isteyen arkadaslara da her nasil girdimizi bloglarina nasil ulasacaklarini yazarim. Internet gibi evrensel bir iletisim ortaminda Turkiyeden kaparlar ama ben her turlu programi buluru onlarin koydugu siniri delik desik ederim. Yotube u kapattilar benim evimde asla kapanmadi. En onem verdigim siteyi kapattilar ben yine ulastim. Blogumdan da kimse ali koyamaz beni blogger kapanmaz cunku ozgur olan ulkelere dokunamazlar. Bu dunya da demokrasiyi gercekten yasayan ulkeler var cunku bizim ki gibi sadece insanlarin sakizi degil demokrasi.

Ben yayinima devam edecegim ve etmek isteyen arkadaslara da her turlu program adi gonderirim :) sevgiyle kalin.

4 Temmuz 2010 Pazar

BİM'in Gerçek Yüzü

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nın Danışmanı ve BİM
marketlerinin sahibi :

Cüneyt Zapsu, hem Kürt Teali Cemiyeti'nin Kurucu üyesidir
hemde Kürt Hevi Cemiyeti'nin Kurucusu 'Kürdistan'da Kürtten başka hiçbir millet yoktur' diyen Abdurrahim ZAPSU'nun torunudur.

Alman vatandaşı olduğu için milletvekilli adayı olmadığı belirtilen Cüneyt ZAPSU AKP'nin kurucu üyesi
"Türkiye yalnızca Türklerin değildir, Bu düzenin koruyucusu olmamız mümkün değil... "
"Ata'ya saygı duruşunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok..."
"Bu hukuku hazırlayanlar bu düzenin kaldırılmasının maşası olacak..." diyen Tayyip'in danışmanıdır.

Yaşadığı sürede Türklere her fırsatta kin kusan babaannesi Hidayet Zapsu, Kürt isyanlarının baş aktörü olan Bedirhan aşiretine mensuptu.

BİM'in de sahibi olan Cüneyt ZAPSU' nun halası PKK'nın ve Apo'nun akıl hocası Musa ANTER'in karısıdır.

ZAPSU'nun şirketlerinde,Kürt Teali Cemiyeti'nin başkan ve mensuplarının torunları yönetici olarak
görev yapıyorlar.

"Şeyh Sait'in öcünü alıyorum, aldım... "
Şeyh Sait ve taraftarları gerçek şehittirler' diyen, Şeyh Sait'in dava arkadaşı Abdurrahman ZAPSU'nun torunu Cüneyt ZAPSU icraatlarıyla da görülüyor ki, dedesinin kin Ve intikam duygularını başarıyla devam
ettiriyor.

AKP Genel Başkan Yarımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat ise Şeyh Sait'in torunudur.

BİM'den alınan her ürün hainlerin gücüne güç katmaktadır. BİM Marketlerinden
alışveriş yapmayınız; yapanları uyarınız !

Bim artık Zapsu nun değil ama kimin???
Zapsunun hisselerini yabancı birine satcağı düşüncesini kabul etmeyerek araştırdım yine akp içinde bölünmüş gibi görünüyor ikide arap ortak var. Pkk hissesini yabancıya devretmez. Herşey size kalmış ben alışveriş yapmıyorum yapmayacağım aileme üzerinde kan olan para ile açılmış bir yerden asla  ve asla bir lokma bile yediremem. Dış düşmanlardan alışveriş elbette ediyoruz en büyük düşmanların ürettikleri şeyler evlerimizde evet ama içimizde ki düşmanı askerimin kanını dökenleri diğerlerinden önde tutuyor ve para kazandırmamak için her tür araştırmayı yapıyorum.

Mustafa Latif Topbaş 27.266.496 % 17,96
Abdulrahman El Khereiji 20.622.600 % 13,59
Ahmet Afif Topbaş 12.771.000 %  8,41
Zuhair Hamed Fayaz 5.989.650 %  3,95
Firdevs Çizmeci 1.799.990 %  1,18
Ömer Hulusi Topbaş 180.000 %  0,12
İbrahim Halit Çizmeci 10 %  0,00
Diğer (Halka Açık) 83.170.254 % 54,79


BİM'E ÖDEDİĞİMİZ HER LİRA PKK'YA GİDECEĞİNDEN , BİZLERE ŞEHİT VE GAZİ OLARAK GERİ DÖNECEKTİR

22 Haziran 2010 Salı

Artık Susmamak Lazım

  Her gün şehit haberlerine alışmış bir milletin ses çıkartmayarak vah vah diyip iki gözyaşı döküp sonra yemeğine devam etmesi ne kadar acıdır. Yolda bir kedi ya da köpek öldüğünde bunu gördüğümüz de 2 gün kendimize gelemiyoruz da gencecik  fidanlar ölürken bu  olayların devam etmesine alışmak nasıl bir rehavettir.

  Kaç gündür geziniyorum blogları kaç kişi yazmış Şehit haberlerini diye bir elin parmaklarını geçmez. Ama filistin için sayfa sayfa hareketler düzenleyen bloglar geliyor gözümün önüne..Ancak Filistinle "din kardeşliği" için İsrail'e posta koyan millet, devlet neden Azerbaycan Türkleri için Ermenistan'a, Irak Türkmenleri için ABD'ye, Azerbaycan Türkleri için İran'a, Kırım Tatarları için Rusya'ya,Uygur Türkleri içn Çin'e posta koymaz  bu da ayrı bir mesele... Ölenlerde müslüman hatta bizim canlarımız. Filistin için yürüyen milyonlar sokağa parmak ucunu uzatmadı Şehitler  için. Bizi savunurken ya da bizim için askerdeyken öldüler. Artık biraz sarsılıp kendimize gelme zamanıdır. İç savaş budur. Sadece askerler değil otobüse binen, yolda yürüyen herkesin hayatı tehlikededir.

Çok rahat bu 39. kürt isyanıdır diyorlar.''Bütün kürtleri üstünüze salarız bizim kaybedecek birşeyimiz yok biz boş küpü dolu küpe çarparız'' diyenlere. Bizim nasıl Türk evlatları olduğumuzu göstermemiz lazım. Türkiye de yaşayan her ferdin evine korkmadan Türk bayrağı bile asamadığı günlerde korkmadan yılmadan harekete geçme zamanıdır. Biz Metehanın, Attillanın,  Atatürk'ün torunlarıyız. Ölü toprağını üzerimizden atma zamanıdır.

Özellikle biz kadınların başlatacağı hareket en önemlisidir. Yarın okula giden çocuğumuzun bunların monotof kokteyli ile yanıp ölmeyeceği garantisi yokken sessiz kalıyor harekete geçmiyor sadece izliyorsak. Başımıza gelince ahlayıp vahlamalar vicdan azabına döndükçe ipi boynumuza biz taktık diye düşüneceğimizi bilmeliyiz. Oğlumuzu askere gönderince her gün ölüm haberini alabileceğimizi bilmek acısı ile mahvolurken yine bizim seçimlerimizin bizi bu hallere getirdiğini bilmemiz gereklidir.

Bize bunu yapan içimizde dir. dtp pkkdır ve pkk nın aldığı oylar ortada dır. Lütfen ülkenize sahip çıkın. Lütfen evlatlarınıza sahip çıkın.

Çömelme Açılımı... Yılmaz ÖZDİL

Çok savaş gördü bu millet...


Çömelen devleti ilk kez görüyor.

*        *       *

Her yer jammer dolu.
Sinyal kesiyorlar.
Ki, mayın filan patlamasın.
Havada üç tane Kobra var.
Tam teçhizatlı, tur atıyorlar.
Arada ısı bombası fırlatıyorlar.
Ki, roket gelirse hedefi şaşırsın.
Yüzlerce bordo bereli etrafta...
Araziye yayılmışlar, eller tetikte.
Kum çuvallarıyla çevrili siper...
Ardında, çömelmiş Başbakan.
Ve, Genelkurmay Başkanı.
Ki, mıhlamasınlar.

*        *       *

Moral vermek için yapılan ziyaretin, moral bozucu fotoğrafıdır bu.

*        *       *

Kimseyi rencide etmek maksadıyla yazmıyorum; ben de olsam, ben de çömelirim... Çünkü, elimizi kolumuzu sallaya sallaya girdiğimiz Irak topraklarına, kendi topraklarımızdaki kum çuvallarının ardından çömelerek bakabiliyoruz bugün anca.

*        *       *

Ankara’da yıllardır yan gelip yatarken, dizlerinin üstüne çökmüş örgütün, yeniden ayağa kalkmasına göz yummanın neticesidir bu... Kahramanlarımıza vatan haini muamelesi yapıp, içeri tıkarken, “güzel şeyler oluyor” deyip, teröriste havai fişek fırlatmanın, şımartmanın neticesidir. Şeref madalyalı subaylarımız kendi kafasına sıkarken, utanmadan sırıtmanın... “Camilerimizi bombalayacaklar, bize suikast yapacaklar” iftirasıyla cahil cüheladan oy toplayıp, elinde roketle gezenleri gizli gizli affetmeye çalışmanın bedelidir. Adamlar harıl harıl memleketin yollarına mayın döşerken, şarkıcılarla türkücülerle şov yapmanın, 4-4-2’yle mi yoksa 3-5-2’yle mi hallederiz bu meseleyi diye, futbolcularla top sektirmenin bedelidir.

*        *       *

Bir taraftan “kardeşim” diye bağrına basacaksın Barzani’yi... Öbür taraftan “taşeron bunlar” deyip, kum çuvallarının ardından çömelerek bakacaksın Barzani’nin topraklarına.

*        *       *
    
Nasıl gezebiliriz ki ayakta?

4 Nisan 2010 Pazar

HSBC BANK ve AXA OYAK müşterisimisiniz??

AXA SIGORTA GRUBU ERMENILERE SOYKIRIM TAZMINATI ODEMEYI VADEDIYOR, AXA OYAK
SIGORTALILARIN BILGISINE..
Geçtiğimiz günlerde dünyanın dört bir yanında 'sözde ermeni soykırımı' ile ilgili onlarca panel-konferans düzenlenmiş. *Bunların ana sponsorları kim
biliyor musunuz? HSBC ve British Airways.... * Bizim ülkemizde bizden elde  ettikleri para ile bize karsı sözde ermeni soykırımını destekleyen bu  kuruluşlarla olan ilişkilerinizi gözden geçirmeye davet ediyorum. Saygılar.< /FONT>

 *VARSA HSBC HESAPLARINIZI KAPATIN VE ADVANTAGE KARTLARINIZI IPTAL EDIN…

 ** * *YA DA EN AZINDAN BU MAILI FORWARDLAYARAK TEPKINIZI GOSTEREBILIRSINIZ.

 * EGE UNIVERSITESI HASTANEDEKI BUTUN DOKTORLARIN HSBC KREDI KARTLARINI VE HESAPLARINI KAPATTIRDIKLARINI GORUNCE BANKANIN GENEL MUDURLUGU OLAYA EL 

 KOYDU. AMA KIMSE VAZGECMEYINCE ADAMLAR TUTUSTU. BIR SURU FAKSLAR FALAN OZUR  YAZILARI. AMA BU SADECE BU HASTANE ILE SINIRLI KALMAMALI. ULKEMIZDE BIR SURU YATIRIM YAPIYORLAR, BIZIMLE IYI GECINMEK İSTIYORLARSA BIR TERCIH  YAPSINLAR. ERMENILER MI, TURKIYE MI? BENCE, HIC DUSUNMEYIN KARTLARINIZI
 IPTAL ETTIRIN. AMA EN ONEMLISI BU OLAY SEBEBIYLE OLDUGUNU BELIRTIN,
 LUTFEN... !!!

 AYRICA FORTIS BANK'IN DA PKK'YA MAYIN SAGLAYAN KURULUSLA KARDES SIRKET OLDUGUNU DA UNUTMAYALIM. ...
 
 
Doc. Dr. ILKAY ORHAN
Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi
Eczacılık Meslek Bilimleri Bölümü
Farmakognozi Anabilim Dalı 06330

23 Ocak 2010 Cumartesi

Cumhuriyet'i Lekelemeyin Onun Sayesinde O Mevkideyken Hemde...

“KENDİ evimizin içinde kargaşa varsa, bunu düzeltmemiz gerekmiyor mu? Biz, Cumhuriyet’le birlikte gayrimüslimleri, Kürtleri, Alevileri, köylüleri ve dindar insanları ötekileştirdik. 1946’ya kadar köylülerin Ulus ve Kızılay’a girmesi yasaktı. Âşık Veysel bile elinde sazıyla geliyor, Atatürk Bulvarı’na sokmuyorlar. Köylüleri Avrupalılar, elçiler görecek, ‘çağdaş imajımız zedelenecek’ diye düşünüyorlar. Anlayış bu. 1946’da köylünün oyu makbul olunca ‘öteki’ olmaktan çıktı, ama diğerlerinin problemi devam ediyor. Biz dedik ki kimse kendini ‘öteki’ hissetmesin. Mevcut anlayışı değiştirdik. Dağdaki teröriste sesleniyorum, ‘Niye çıktın dağa’, ‘Benim varlığım kabul edilmiyordu’ diyor. Şimdi senin varlığını kabul eden bir hükümet var. ‘Benim dilim yok sayılıyordu’ diyor, biz var sayıyoruz.” (Milliyet, 11 Ocak 2010)
HÜSEYİN ÇELİK

 hüseyin çeiliğin kim olduğu belli ve nereye hizmet ettiği, ama birilerinin saçmalamalarına susmak bana göre değil.  


AtaTürk ve Cumhuriyet ne kadar sinirinizi bozsa da dokundurmayız. Cumhuriyetten önce Türk olduğunu söylemek yasaktı. Cumhuriyetle Türkiye de ki insanlar ötekileştirilmedi. Yüceldi. Ki bu ülkeyi Osmanlı ile sınırlayamazsınız. Türklerin tarihi çok çok daha eski ama doğru siz Osmanlının bu ülkeye soktuğu münafıklarsınız.
Her ülke kendi içinde farklı etnik kimlik veya farklı din, meshep tartışmaları yaşamıştır. Yanlız sen abartmışsın birde köylüleri katmışsın. Bu ülke de siz ve sizin biyad ettiklerinizden önce çok daha güzeldi hayat. Köylü milletin efendisiydi. Köylünün en aç olduğu dönem hangisi?
Onu sözle değil gerçekten cesursanız işlerinin, cebine girecek paranın önünü kesmeden seviye atlatın ki onlar sizden çok daha güzel yerlerde insanların kalbinde. Herkes bir zaman köylüyken sen ne hakla çıkıp çiftçiye'' ananı da al git'' diyen bir genel başkanın partisine üyeyken köylüleri bizim ötekileştirdiğimizi söylersin. Siz Türkiye yi ötekiliğe boğdunuz?
Bu millet hep kendine yapmış ve darbeleri hep içten yemiştir. Bu şahısları başımıza getirip krallaştıranlara lafım yataklarınız da rahat uyuyormusunuz???

18 Ocak 2010 Pazartesi

Biz Evde Ayakkabı ile Dolaşmayız

Yıllardır diziler de sinemalar da bizim gözümüze gözümüze soka soka, sokaktan gelince ayakkabı çıkartmadan direk eve girme gibi bir sendrom içersindeler. Eve ayakkabı ile girince daha mı medeni olunuyor.  Amerikanın kopyası olmayalım diyen. Boyundurluğu altına girmemek için direnmiş bir ülkeyiz aslında.
Şu da var bizim sokaklarda yere tükürenler, köpeklerini yolun ortasına pislettirenler, sokaklara çöp atanlar vs vs vs var liste uzar gider.
Müslüman olduğu söylenen bir ülke de birinci şart temizlikken neden buna bu güne kadar bir kişi de çıkıp bu nedir kardeşim dememiştir?
Şu aralar yemekteyiz denen programda her eve ayakkabımı çıkartayım mı? diye soran yarım ağızlı yarışmacıya yok yok yok diye sanki çok doğalmış gibi buyur eden bir diğer yarışmacıyı izleyip deli olma durumundayım.
Birde sivri sivri topuklara galoş takanlar var o incecik galoş yırtılmıyor çünkü özel yırtılmaz bir kumaştan yapılmış.
Neresinden tutarsan tut elinde kalıyor bu konu. Evde yere çıplak ayakla hiç mi basmıyorlar acaba buna izin verenler, hiçmi halılarının üstüne boylu boyunca uzanmıyorlar belleri ağırdığında. Titizim martavalları atmıyorlar mı bir de.Gülmekten alamıyorum kendimi...

Şehit ve Gazi İsimlerini Okullarımızdan Kaldırıyorlar.

  Haberleri izleyip sinirleri gerilmeyen yoktur sanıyorum. Ama geçen gün duyduğum haberle dünyam yıkıldı desem yeridir. Şehit ve Gazi isimleri okullardan kaldırılıyor. Neden?
  Böyle bir densizliğin nedeni ne olabilir. Yapılmak istenen bu kadar açıkken hala sesimizin çıkmamasına inanamıyorum. Bölücüleri affetmek, bağra basmak. Terör örgütü ve yandaşlarının hatalarını silmek. Ülkeyi teröristler ile doldurmak en acısı ŞEHİT'leri unutturmak. Hacı hoca isimleri ile ilgili tek bir çıt yok orası ayrı.
Bazı dengeler o kadar büyük bir oynama ile sarsıldı ki asla düzelemeyecek. Türkiye için ölen onlarca şehidin kanını ezdiğin yetmedi ismini de unut. Hatta birilerine yaranmak için ölen şehit isimleri yerine o köpeklerin ismini yerleştir. Herşey beklenir bunlardan. Ama en acısı biz bizden bekleneni yapmıyoruz. İzinde olduğumuzu söylüyor ama sadece yazıyor konuşuyoruz. Birilerini bekliyoruz. Yarın ismini unutacağını, adını ülkeyi yok edenlerle bir anacağını bile bile kim kurtarır ki bu ülkeyi. Vefa bilmeyen bir millet olduk.
İnanamıyorum!!!

3 Kasım 2009 Salı

GDO yu her zaman ki gibi bizi iplemeyerek yasallaştırdılar.

Aylar önce GDO'lu ürünlerle ilgili kampanyalara başladık. Başladık diyorum duyan herkes bir şeyler yapmak için çok çabaladı biliyorum. Attığımız 100'lerce mail. GDO'ya hayır yürüyüşleri. Ne oldu sessiz sedasız kabul ettiler. Hemde gözümüze soka soka. Bizde ne var yine sadece ses televizyon programlarında duyduğumuz bir kaç Canavar sebzeyi yemeyerek karşılık veriyoruz. Bizim olan mısırdan bile uzak duruyoruz. Mısırın her türlüsü peki hazır yiyecek olarak aldıklarımız. Knorr'u arayıp GDO'lu ürünler kullanmadıklarını teyit etmeden kullanmamıştım. Ama konola yağı bir ara damar sertliği yaptığını söyledikleri için salatyağdan vazgeçip iki ay kadar kullanmıştım. Gördün mü yedik GDO'lu yiyecekleri...
Aslında yıllar önceden başlamış bu iş okuduğum bir yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum;

Bu hükümet sayesinde yepyeni kavramlarla karşılaşmaya başladık, sivil cunta! İlginçtir bu hükümetin yaptığı darbeler bitmek bilmiyor. Bir gün kürt açılımı adı altında ülkeyi parçalamaya çalışıp ve teröre destek oluyorlar, öbür gün sağlıksız, 3 nesil sonra tamamen kısırlaşan bir nesil yaratmaya çalışarak kendilerinin masraflarını karşılayan dev Amerikan şirketine borçlarını ödemek için GDO’ya özel kararname çıkartıyorlar, derken 10 Kasım’da açılım ile ilgili gizli görüşmeler yapılacağını söylüyorlar, yine bir taraftan Ermeni açılımına devam ediliyor, üstüne bir de Yunan açılımı ekleniyor ve daha neler neler.

Darbe üstüne darbe vuruyorlar, daha birinin tepkisi bitmeden öteki başlıyor ama adeta şımarık bir çocuk gibi kulaklarını kapatıp tantanaya devam ediyorlar. Uzun bir zamandır TSK’ni tasfiye amacıyla operasyonları sürüyordu derken başbakan, genelkurmay başkanına sorumluları tespit ve teslim edin diyerek aslında el altında TSK’ne savaşını sürdürüyor. TSK’nin yıpratılmaması gerektiğini ağzının ucuyla dile getirip diğer taraftan elindeki var gücüyle hem dinleme, hem medyaya uydurma belgeler servis etme, hem de mollaların cunta yargılansın sloganları ile konuşmaları ile halk içerisinde kendine destek yaratmaya çalışıyorlar.

Yemezler sayın başbakan, yemezler! Biz bu oyunları çok gördük, çok yazdık. Bizzat size geçmişte yazdığım postalardan belki bir kısmını anımsıyorsanız sizi çok kez eleştirmiş, yaptığınız yanlışları çok kez dile getirmiştim! Bunların artık yanlışlığın ötesinde olduğunu düşünüyorum, doğrusu siz zaten bunu düşündürüyorsunuz! Bunca yapılan şeyi milletini sevdiğini söyleyen biri nasıl yapabilir? Siz mollalar hep Allah’ı sevmek delil ister, bunun için namazını kılman, orucunu tutman gerekir dersiniz ya, işte bu sevgi sözcüklerinizin de bir delili olması gerekmez mi?

GDO’larla Türk milletini bir avuç para babasının cebini daha fazla şişirmek için yok etmek nasıl bir sevgi olabilir, yoksa sizin ki “ayı yavrusunu severken öldürürmüş” deyimine mi uygun düşüyor, sevginizi böyle mi gösteriyorsunuz acaba? Yaşam bazı insanlara cömert davranır, çoğuna ise haşindir. Şu bir gerçek ki yapıp edilen hemen her şey bu milletin zararına işliyor!

Satmadığınız milli varlığımız, peşkeş çekmediğiniz ihalemiz, zengin etmediğiniz akrabanız, iş adamı olmayan çocuklarınız kalmadı, ne diyelim Hamdolsun! Eee ne de olsa bizim sizler gibi dayımız, babamız yok, imam hatip liselerinde laiklik ve Atatürk düşmanı olarak da yetiştirilmedik. Bunun bedelini de ağır bir şekilde ödüyoruz, görünen o ki evlatlarımıza da bunu ödetmek niyetindesiniz ve sizi kötü bir örnek olarak anmasınlar diye de GDO’larla besleyeceksiniz!

Tüm şu yapıp ettiklerinize karşın sizi büyük bir müslüman olarak gören, Allah kelimesini ağzından eksik etmeyen, namazını kılıp, orucunu tutan ama milletini, geleceğini satanlara da bir çift sözüm olacak elbette. Daha düne kadar döt korkusundan gizli kapaklı tekkeler kurup halkı soyup soğana çevirdiniz, yetmedi ulu başbuğ Atatürk’e saldırdınız, yetmedi keriz fenerleri kurup soygunun boyutunu büyüttünüz, yetmedi bu paralarla gemicikler, villalar aldınız, yetmedi yandaşlarınızı zengin ettiniz, bu da yetmedi vatanımıza elinizi uzattınız, gerçekten o dilinizden düşmeyen Allah’tan hiç korkunuz var mı? Eğer evet diyebiliyor iseniz yazıklar olsun size, hatta lanet olsun size!

Her şey ne kadar da basitmiş, bizler ordumuzu, milletimizi ve vatanımızı sevip uğrunda canımızı ortaya koymaktan çekinmediğimiz için toplum düşmanı, halk düşmanı, ajan, provokatör vb. damgaları yedik. Bize siyonist damgası vurmaktan bile imtina etmediler. Global sermaye milli varlıklarımızın ırzına geçerken, ülkemizi parçalamak için onca yasa tasarısı, yolsuzluk, gizli kapılar ardında pazarlıklar yapıp gerek siyonist gerek başka bir şey olsun biz olağanca gücümüzle avazımız çıktığı kadar bunlara dur demek için bağırdık. Sonucunda siz istediklerinizi yaptınız ama hala birileri bize siyonist, ajan muamelesi yapıyor! Bunu söyleyen aklı noksan bizi mi yoksa bu milleti mi aptal sanıyor? Ne mutlu ki bugün milletimiz bu kadar yerden darbe almasına karşın ayakta duruyor ve sizlere karşı elinden gelen tüm güçle savaşıyor. Eninde ve de sonunda zafer asil Türk milletinin olacaktır, o koltuklarda tatlı rüyalara dalmayın, gelecek seçimde sandığın içinden çıkamayacaksınız!


Burada bahsi geçen şirket Cargill'dir. 1865 yılında kurulmuştur. Genetiği değiştirilmiş gıda üretimi ve satışı, çevre kirliği yaratan fabrikaları ile meşhurdur. Şuan da 61 ülkede faaliyet yürütmektedir.

Ülkemize ilk girişi 1960'larda oldu. 1986 yılında İstanbul'da ilk şubesini açtı. Şirket ABD ve Amerika kıtasında kabul görmeyen deneysel ürünler geliştirmektedir.

Bursa Orhangazi'de birinci sınıf tarım arazisi üzerine kurduğu fabrikası 47 gün mühürlendi. Hükümet Cargill için bu araziyi Özel Endüstri Bölgesi olarak ilan etti ama karar yargıtaydan döndü! Sonra da yasa çıkararak meşrulaştırıldı.

Cargill'in bir ortağı da Ülker'dir. Hani Başbakanın organik bağı olduğunun ortaya çıktığı, sonra hisselerin devri yoluna gidildi ise de bu bağların kopmadığı şirket!

Anlatılacak elbette çok şey var ama bu kadar bilgi sanırım bir fikir edinmenize yeterli olur. 

Alıntıdır. Atsızcılar